Bana gelen her çay sorusunu çok seviyorum. En çok sorulan sorulardan biri ise Türk çayının nasıl demlenmesi gerektiği. Türk çayı demek belki çok doğru değil, zira Türk çayı deyince bence sadece Karadeniz ‘de yetiştirilen çay akla gelmeli ama burda anlattığım çaylar Earl Grey ya da Seylan çayı vs. Türkiye’de çokça kullanıldığından onları da kapsıyor.

Demleme konusuna gelecek olursak…

Ben bu konularda şunu şöyle yapın, bunu böyle ekleyin demeyi çok tercih etmiyorum; çünkü bence en doğru prosedür kişinin kendi damak zevkine göre tat veren prosedürdür. Yalnız yaprakları yakmadan, aromasını tam verecek şekilde demlemenin püf noktaları var elbette, ben mümkün olduğunca bu püf noktalarından yola çıkarak güzel demi yakalamaya çalışıyorum. Peki bunun için ne yapıyorum?

1 – Su, su, su! Doğru su kullanımı, iyi bir çay demlemenin en temel noktalarından biri. Bunla ilgili detaylar, burda.

cay1

2 – Çayın kendisi çok önemli! Kesin kurallar olmamakla beraber kalitesinden emin olduğunuz çayları öneririm.  Beğendiğiniz tat profilinde çayı seçebilirsiniz, ben denemeniz için ilk hasat çayları da mutlaka öneririm. Bir de Earl Grey çok kullanılıyor diye söylüyorum, mümkün olduğunca yapay aromalılardan kaçmakta fayda var.

3 – Türkiye’de özellikle kafelerde, çayhanelerde, kamu kuruluşlarında çay demini versin diye karbonat kullanılıyor. Bence yapılmaması gerekenler listesinin en tepesinde bu. Mümkün olduğunca saf, güzel su lütfen.

4 – Çaydanlık! Onlarca değişik malzemeden, değişik metotlarla yapılmış bir sürü çaydanlık çeşidi var. Bunların her birinin kendine göre avantajları ve dezavantajları var tabi. Benim günlük hayatta gözüme en çok çarpan çaydanlık tipleri ise; çelik, cam ve porselen çaydanlıklar. Ben porseleni ısıyı güzel tuttuğu için tercih ediyorum, bunun yanında dekoratif anlamda da oldukça hoşlar. Cam ise estetik açıdan beni en heyecanlandıranlardan bir tanesi. Mesela Bodum’un şu serisini görüp de beğenmemek mümkün değil.

Bir de suyun kaynayışını, ve yaprakların açılışını görmek de ayrı bir keyif; ama demleme açısından o kadar iyi değil malesef, özellikle bizim çayımız için hiç uygun değil. Camı daha az oksidasyon seviyelerine sahip çaylar (beyaz, sarı çay) için kullanmak daha uygun. Çelik çaydanlık da maliyet bakımından düşük olduğu için tercih ediliyor genelde; ama çayın tadını daha metalik hale getiriyor ister istemez. Kullanacaksanız çeliğin çok ince olmadığından emin olmanızı öneririm.

 

* Bir de şu var, bizim kültürümüzde semaver var ki başlı başına ayrı bir konu. Semaverle ilgili bir kitap okuyorum, çok yakında kendisiyle ilgili bir yazı burda.

5 – Ben 95 – 100 derece arasında kaynamış/kaynamaya yakın suyu tercih ediyorum demlemek için. Demlerken ise şunları yapmaya özen gösteriyorum: Öncelikle; su daha kaynamadan, sıcakken çaydanlığı sudan geçiyorum ki porselen çatlamasın. Birden konan aşırı sıcak su porselen çaydanlıkta ufak çatlaklara sebebiyet verebiliyor çünkü. İkinci olarak, özellikle açık çay aldıysam çayı hızlıca sudan geçirip içindeki tozdan vs. mümkün olduğunca arınmasını sağlıyorum.

Çay demleme metotlarına dair tartışılan konulardan biri şu; demlikte yapraklar suya sonradan mı konmalı, yoksa su direkt yaprakların üzerine mi boşaltılmalı? Ben kendi düşüncemi söyleyeyim; kaynamış suyu direkt yaprakların üzerine boşaltmak yanmasına sebebiyet verebilir, bu yüzden suyu dikkatli bir şekilde dökmekte fayda var. Yaprakların sonra konmasını tercih etmiyorum çünkü su yapraklara direkt boşaltıldığında, suyun içinde hareketlenen yapraklar da güzel bir dem yakalamanıza yardımcı oluyor. Sonradan eklenen çayın bir bölümünün suya karışmadan suyun üzerinde kaldığı göz önünde bulundurulursa, bu etkiyi görmemiz pek mümkün olmuyor.

6 – Bence bu öneri altın değerinde bir öneri! Genelde siyah çaylar 5 dakika civarında demlenir. Türk çayı hem servis edilme tarzı hem de yaprak özelliği bakımından biraz daha farklı olduğundan demleme süresi biraz daha uzundur. Ben 12 – 15 dakika demlemenizi öneririm. 15 dakikayı geçtiğinde yaprakları demlikten ayırabilirsiniz. Kalan çayı da yarım saat içerisinde tüketmeniz en iyisi. Çayın yeterince sert olmadığını düşünüyorsanız da önerim yaprak miktarını arttırmanız yönünde, daha uzun süre demlemek çok da iyi değil. 15 dakikadan sonrası çayı iyi yapmaktan ziyade acılaştırıyor çünkü.

7 – Hem demlenirken konulan yaprak miktarı, hem de servis edilirken konan çay miktarına özel olarak diyeceğim bir şey yok; tamamen zevk meselesi. Ne kadar arzu ediyorsanız öylesi en iyisi.

8 – Bizim çayımız İngiliz çayının aksine süt, krema ve limon karıştırmaya uygun bir çay değil. Şeker ise ben tercih etmiyorum; ama şekerli içilmez de demiyorum.

9 – Bence arada demliğinize koyacağınız ufak ekler çay keyfini arttırıyor:

  • Meyveler! Ben mesela yediğim portakalım, mandalinanın, limonun kabuğunu saklayıp kurutuyorum; sonra da demliğe ekliyorum ki Earl Grey’in kendi bergamot aroması yanında diğer turunçgillerle de harika bir karışım oluştuyor.
  • Çiçekler de güzel alternatifler; yasemin, lavanta, tomurcuk gül çaya en yakışanlar. Gül çayını bulmak hem kolay hem de her tip çayla harika sonuç buluyor.
  • Bahatları unutmamak lazım. Tarçın, karanfil harika! Karanfilin başını ezerek ekleyebilirsiniz.

tumblr_mg5txonK321qcpbezo1_1280Fotoğraf: Gülru Soylu

Demlik demlik çay keyifleri!

Ece

Yorumunuz?

About admin